Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Şehir II

Geceler gündüzle kucaklaşır Tan ağarmadan Bulutlar sarar yeşil örtünü. Burada geceler uzundur Haz dolu sokaklarından Şarap ve alkol taşar Kulaklarında müzik sesleri  Bir maskeli balo gibi Sahte suratlar dolu dört bir yanın. Oysaki sana Bir çizgi boyunca uzanan  Engin masmavi ufuklarına dalmak Sabahları Bulutlar ağır ağır kalkarken üstünden Bir kahve Seni izlemek ve başlamak güne  Derin bir nefes Çam ağaçlarının kokusu. Güneş hâlâ ısıtmıyorken seni Tatlı soğuk ayazın  Kızıla boyar yanaklarımı. Sen Cennetten bir köşe misalisin. Yasaklı meyve ağaçları dolu  Dört bir yanın Üstünde yaşayanlar  Koparmışlar herbirini Kurumuş ağaçların Solmuş renklerin. Her bir karışın ezilmiş, sömürülmüş Uçuşur üstünde akbabalar. Neyse ki sen cennet gibisin Herkes seni arzular Eninde sonunda Sana çıkar herkesin yolu.
En son yayınlar

Gölgeler ve Hayat

Şimdi düşünün. Önünüzde uzun bir yol var. Her yer düz. Hava aydınlanmaya başlıyor. Önünüzde güneş  yavaş yavaş yükseliyor. Tan vakti. Güneş yükseldikçe gölgeniz arkanızda belirmeye başlıyor. Nereye  gideceğinizi bilmeden ilerliyorsunuz. İşte hayat başladı. Siz ne yapacağınızı bilmeden önünüzdeki yolda düşe  kalka ilerliyorsunuz. Hayatınız sizin peşinizde. Gölgeniz peşinizde yavaş yavaş büyüyor.  Sonra kısalmaya başlıyor. Hava biraz ısınıyor. Siz hayatınızda ufak seçimler yapmaya başlıyorsunuz. Hayatı anlamaya çalışıyorsunuz. Güneş zirveye yaklaşıyor. Gölgeniz size yaklaşıyor iyice. Güneş zirvede. Artık gölgeniz içinizde. Sıcak kavuruyor sizi. İlerliyorsunuz. Önünüze bir yol ayrımı geliyor. Hayatın size sunduğu bir seçim var. Bir tarafta engebeli ve toprak yol ama sonunda bir ışık var güneşten daha parlak. Diğer yol düz ve bir yerde gölge ama ucunda bir karanlık var geceden daha siyah. Bir seçim yapmak zorundasın. Bir tarafta zor bir yol fakat sonu aydınlık. Diğer tar...

Üşüyorum

  Odamdayım, hava karanlık, elimde ince belli bardakta çayım... Pencere açık, seni düşünüyorum. Hava rüzgarlı, durmadan esiyor. Eskimiş ve uzun zamandır yağlanmayan penceremden gacırtı sesleri geliyor. Rüzgar estikçe üşüyorum. Üstüne bir yudum çay içiyorum. Çay ısıtınca içimi rüzgarın hiçbir hükmü kalmıyor. Buda bana seni hatırlatıyor. Sende benim yanımdayken içim ısınıyor. En çetin fırtınalar bile bana yaz rüzgarları gibi geliyor. Ama sen gidince dünya gibi oluyorum. Güneşi olmayan bir dünya... Yörüngesi şaşmış her an solup giden bir dünya... Şuan bardağın dibindeki son yudumu içtim. Artık içimi ısıtacak bir yudum çayım bile kalmadı. Yokluğun yetmezmiş gibi çayımda bitti. Üşüyorum. Pencereyi kapatsam üşümem belki. ama kalbimdeki yaralar ne olacak? Onların üstünü nasıl kapatacağım. Hayat boyu böyle hep yarım mı kalacağım,tabi sensiz yaşamaya hayat denirse, . Şimdi ne mi olacak? Çayım gibi bende biteceğim. Ruhsuz bedenler listesine kendimi ekleyeceğim. Ve bekleyeceğim. Bu ömrün sonu...

Gözler

Gözler hep mi böyle güzeller Hayır seninkiler özeller Sanki karanlık bir gecede Bir yıldız gibi dünyayı süzerler 

Gözler-2

Gözlerin sanki geceden kopmuş İçinde yıldızlar barındırıyor Sana olan sevdam ne kadar çokmuş Beni hayatımdan arındırıyor

Sensiz Olmaz

Şu gökyüzünde bir bulut olsam dolaşsam, tependen hiç ayrılmasam rüzgar olsam saçında dalgalansam ama senden hiç ayrılmasam yıldız olsam geceleri beklesem kar olsam yollarına serilsem kışın solup ilkbaharda dirilsem ama senden hiç ayrılmasam yıldız olsam bulut olsam ay olsam toprak olsam çiçek olsam bal olsam mecnun olsam aksak olsam lal olsam yinede senden hiç ayrılmasam

Şehir I

Bir şehir İçinde grimsi Sarımtrak binalar Çoğu yerleri lekelerle bezenmiş. Sokakları ise boştur Bazenleri arabalar geçer Sessizce Rahatsızlık vermeden. Bazenleri bir tramvay gıcırtısı Veyahut bağıran bir simitçi Hatta şanslıysanız Çingene çocukların küfürleri Çalınıverir kulaklarınıza. Öyle ki bu şehir Gözlerinin feri sönmüş Şakakları hafiften ağarmış Görüp de geçirmiş Bir koca çınar gibidir. Sohbetten pek hazzetmez. Derdi tasası Bir ekmek parası. Mesaisi erkendir Güneş tepelerin ardından sırıtmadan Yola koyulmuştur çoktan Başıboş sokaklar İlk onunla selamlaşır sabahları Besmele çekip de Açar ekmek teknesini. Bereketli ya da bereketsiz Hızlı veya yavaş Usulca kaybolurken güneş Kepenkler de yavaşça kapanır Yola düşer koca çınar Sokaklara gecenin karanlığı değmeden. Yemekler yenip Bir de çaylar içilse Bir ağırlık çöker üzerine O ulu çınar Uyuyakalır kanepenin üzerinde. 2020