Ana içeriğe atla

Gölgeler ve Hayat



Şimdi düşünün. Önünüzde uzun bir yol var. Her yer düz. Hava aydınlanmaya başlıyor. Önünüzde güneş 

yavaş yavaş yükseliyor. Tan vakti. Güneş yükseldikçe gölgeniz arkanızda belirmeye başlıyor. Nereye 

gideceğinizi bilmeden ilerliyorsunuz. İşte hayat başladı. Siz ne yapacağınızı bilmeden önünüzdeki yolda düşe

 kalka ilerliyorsunuz. Hayatınız sizin peşinizde. Gölgeniz peşinizde yavaş yavaş büyüyor.


 Sonra kısalmaya başlıyor. Hava biraz ısınıyor. Siz hayatınızda ufak seçimler yapmaya başlıyorsunuz. Hayatı anlamaya çalışıyorsunuz. Güneş zirveye yaklaşıyor. Gölgeniz size yaklaşıyor iyice. Güneş zirvede. Artık gölgeniz içinizde. Sıcak kavuruyor sizi. İlerliyorsunuz. Önünüze bir yol ayrımı geliyor. Hayatın size sunduğu bir seçim var. Bir tarafta engebeli ve toprak yol ama sonunda bir ışık var güneşten daha parlak. Diğer yol düz ve bir yerde gölge ama ucunda bir karanlık var geceden daha siyah. Bir seçim yapmak zorundasın. Bir tarafta zor bir yol fakat sonu aydınlık. Diğer tarafta güzel bir yol ama sonu kaybolunan bir karanlık. Ya engebeli yolu seçip kendinizi ışıkta bulacaksınız yada karanlık yolu seçip kaybolacaksınız.


 Engebeli yolu seçiyorsunuz. Güneş zirveden iniyor. Gölgeniz yine arkada. İlerliyorsunuz yavaş yavaş. Yoruluyorsunuz yokuşlardan çukurlara inip çıkmaktan ama hayat peşinizde. Güneş gittikçe gömülüyor. Siz ise daha çok yorulmaya ve yavaşlamaya başlıyorsunuz. Hayatınızda yaptığınız seçimden dolayı çalışıyorsunuz, yoruluyorsunuz ama yolun sonundaki aydınlık size umut veriyor dayanıyorsunuz. Güneş batmaya başlıyor. Bir an duraksamayı düşünüyorsunuz ama yollar düzelmeye başlıyor. Gölgeniz arkanızda ilerlemenizi bekliyor. İnsanların başarılarınızı bekledikleri gibi. Siz ise ışığa yaklaşıyorsunuz. Güneş batıyor yavaş yavaş. Ortalık kızıllığa boyanıyor. Güneş battı. Gölgeniz kayboldu ve siz o ışığa ulaştınız. Aslında hayatınız bitti ama siz o ışığın altında bütün güzellikleri görmeye başlıyorsunuz cennet gibi. Siz orada mutlu iken arkanızdan insanların ağlıyor ama şunu diyorlar “Hayatını hiç boşa geçirmedi ve O’na ulaştı.” Artık sonsuzluğun içindesin…


Diğer yolu seçenler. Gölgeniz önünüzde siz ilerliyorsunuz rahatça. Önünüzde bir gölge beliriyor siz onun için koşmaya başlıyorsunuz. Siz o gölgeye yaklaştıkça gölge küçülmeye başlıyor. Siz koşuyorsunuz. Koştukça yoruluyorsunuz. Hayatta kolayı seçtiniz çalışmadan başarıya gidiyorsunuz. Ama başarı gittikçe düşüyor. Siz ise daha çok çalışmaya çalışıyorsunuz. Acele ettikçe karıştırıyor ve yoruluyorsunuz. Güneş batmaya yaklaştı. Siz gölgeye ulaşıyorsunuz. Gölge küçülmüş ve kaybolmaya başladı. Siz ise yorgunluktan ve ümitsizlikten kalıyorsunuz orada ve karanlığa doğru yürüyorsunuz. Güneş batıyor ve gölgeniz kaybolmaya başlıyor. Siz ise daha geriye dönüp diğer yoldan gitmeyi düşünüyorsunuz ama artık gecenin serin karanlığında yapayalnız ve ortada kaldınız. Hayata gözleriniz yumdunuz. Belki yine arkanızdan ağlayan var ama siz onlardan daha kötü bir durumdasınız. Peşinden gittiğiniz gölge yok. Sadece soğuk ve karanlık.


İşte hayat böyle. Siz dünya için koşarsınız ama sonsuzluğunuz karanlığa gömülür…

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Şehir II

Geceler gündüzle kucaklaşır Tan ağarmadan Bulutlar sarar yeşil örtünü. Burada geceler uzundur Haz dolu sokaklarından Şarap ve alkol taşar Kulaklarında müzik sesleri  Bir maskeli balo gibi Sahte suratlar dolu dört bir yanın. Oysaki sana Bir çizgi boyunca uzanan  Engin masmavi ufuklarına dalmak Sabahları Bulutlar ağır ağır kalkarken üstünden Bir kahve Seni izlemek ve başlamak güne  Derin bir nefes Çam ağaçlarının kokusu. Güneş hâlâ ısıtmıyorken seni Tatlı soğuk ayazın  Kızıla boyar yanaklarımı. Sen Cennetten bir köşe misalisin. Yasaklı meyve ağaçları dolu  Dört bir yanın Üstünde yaşayanlar  Koparmışlar herbirini Kurumuş ağaçların Solmuş renklerin. Her bir karışın ezilmiş, sömürülmüş Uçuşur üstünde akbabalar. Neyse ki sen cennet gibisin Herkes seni arzular Eninde sonunda Sana çıkar herkesin yolu.

Gözler-2

Gözlerin sanki geceden kopmuş İçinde yıldızlar barındırıyor Sana olan sevdam ne kadar çokmuş Beni hayatımdan arındırıyor

Şehir I

Bir şehir İçinde grimsi Sarımtrak binalar Çoğu yerleri lekelerle bezenmiş. Sokakları ise boştur Bazenleri arabalar geçer Sessizce Rahatsızlık vermeden. Bazenleri bir tramvay gıcırtısı Veyahut bağıran bir simitçi Hatta şanslıysanız Çingene çocukların küfürleri Çalınıverir kulaklarınıza. Öyle ki bu şehir Gözlerinin feri sönmüş Şakakları hafiften ağarmış Görüp de geçirmiş Bir koca çınar gibidir. Sohbetten pek hazzetmez. Derdi tasası Bir ekmek parası. Mesaisi erkendir Güneş tepelerin ardından sırıtmadan Yola koyulmuştur çoktan Başıboş sokaklar İlk onunla selamlaşır sabahları Besmele çekip de Açar ekmek teknesini. Bereketli ya da bereketsiz Hızlı veya yavaş Usulca kaybolurken güneş Kepenkler de yavaşça kapanır Yola düşer koca çınar Sokaklara gecenin karanlığı değmeden. Yemekler yenip Bir de çaylar içilse Bir ağırlık çöker üzerine O ulu çınar Uyuyakalır kanepenin üzerinde. 2020