Ana içeriğe atla

Kayıp


Ruhum doğdu kızıl güneşlerle,
Aradı sevgiyi kör gözüyle.
Buldu seni kalbinin güzelliğiyle.
Sevdi seni sonbahar eşliğinde.
Kaybetti seni karanlık bir heceyle
Ve kayboldu kendi benliğimde...

Benliğim uyandı sonbaharla.
Aradı ruhumu mavi umutlarla
Bulamadı, kırık parçalarıyla
Kaybetti sonbaharın yapraklarıyla
Ve kayboldu bir mısranın arasında....

Kuşlardan duydum:
"Ruhum saçına bir tel olmuş
Benliğim ise sensizlikten sarhoş olmuş."

Şair kalktı kuşların sesiyle.
Gitti ve dedi ki Menekşeler Sultanı'na:
"Ey ! Güller yanındayken bir hiç olan sevgili
Ya ruhumu ver sensiz bedenime
Ya da benliğimi de al saçının teline."

Menekşeler Sultanı kalktı ilkbahar güneşiyle:
" Güller bile yâr olamaz bana
Güzelliğimden solup giderler
Sen acep ne söylenirsin ? "

Ne ruh kaldı, ne de şair
Hepsi bir çift söz ile
Yandı... Bitti...


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Şehir II

Geceler gündüzle kucaklaşır Tan ağarmadan Bulutlar sarar yeşil örtünü. Burada geceler uzundur Haz dolu sokaklarından Şarap ve alkol taşar Kulaklarında müzik sesleri  Bir maskeli balo gibi Sahte suratlar dolu dört bir yanın. Oysaki sana Bir çizgi boyunca uzanan  Engin masmavi ufuklarına dalmak Sabahları Bulutlar ağır ağır kalkarken üstünden Bir kahve Seni izlemek ve başlamak güne  Derin bir nefes Çam ağaçlarının kokusu. Güneş hâlâ ısıtmıyorken seni Tatlı soğuk ayazın  Kızıla boyar yanaklarımı. Sen Cennetten bir köşe misalisin. Yasaklı meyve ağaçları dolu  Dört bir yanın Üstünde yaşayanlar  Koparmışlar herbirini Kurumuş ağaçların Solmuş renklerin. Her bir karışın ezilmiş, sömürülmüş Uçuşur üstünde akbabalar. Neyse ki sen cennet gibisin Herkes seni arzular Eninde sonunda Sana çıkar herkesin yolu.

Gözler-2

Gözlerin sanki geceden kopmuş İçinde yıldızlar barındırıyor Sana olan sevdam ne kadar çokmuş Beni hayatımdan arındırıyor

Şehir I

Bir şehir İçinde grimsi Sarımtrak binalar Çoğu yerleri lekelerle bezenmiş. Sokakları ise boştur Bazenleri arabalar geçer Sessizce Rahatsızlık vermeden. Bazenleri bir tramvay gıcırtısı Veyahut bağıran bir simitçi Hatta şanslıysanız Çingene çocukların küfürleri Çalınıverir kulaklarınıza. Öyle ki bu şehir Gözlerinin feri sönmüş Şakakları hafiften ağarmış Görüp de geçirmiş Bir koca çınar gibidir. Sohbetten pek hazzetmez. Derdi tasası Bir ekmek parası. Mesaisi erkendir Güneş tepelerin ardından sırıtmadan Yola koyulmuştur çoktan Başıboş sokaklar İlk onunla selamlaşır sabahları Besmele çekip de Açar ekmek teknesini. Bereketli ya da bereketsiz Hızlı veya yavaş Usulca kaybolurken güneş Kepenkler de yavaşça kapanır Yola düşer koca çınar Sokaklara gecenin karanlığı değmeden. Yemekler yenip Bir de çaylar içilse Bir ağırlık çöker üzerine O ulu çınar Uyuyakalır kanepenin üzerinde. 2020