Ana içeriğe atla

Parazit

Mazi kıvrıla kıvrıla sürünen bir yılana benzer. Her ne kadar unutmaya çalışsan da; tatlı anılarda hüzünlenip, acı hatıralarda öfkelensen de; elbet bir zaman karşında belirir. Senin hatırında bile olmayanlar, birden kanına zerkedilen bir zehir oluverir. Bu zehir öyle hızlıca karışmaz, sinsice boş bir anı bekler. Ve umulmadık bir anda ağır ağır kana kendini zerkeder. Unuttuğunu sandığın, ama aslında zihninin en derin köşelerine sakladığın bu zehir, bedenin de ayrılmaz bir parçasıdır. Yıllarca zihninin derinliklerinde beslenir ama muhakkak bir gün damarlarında akmaya başlar. Mazi senin bir parçandır. Sen ne kadar unutmaya çabalasan da, karşısına dikilip onunla yüzleşsen de, o hiçbir zaman değişmez. Gerçekleri vücudunda beslemeye devam eder.

2018

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Şehir II

Geceler gündüzle kucaklaşır Tan ağarmadan Bulutlar sarar yeşil örtünü. Burada geceler uzundur Haz dolu sokaklarından Şarap ve alkol taşar Kulaklarında müzik sesleri  Bir maskeli balo gibi Sahte suratlar dolu dört bir yanın. Oysaki sana Bir çizgi boyunca uzanan  Engin masmavi ufuklarına dalmak Sabahları Bulutlar ağır ağır kalkarken üstünden Bir kahve Seni izlemek ve başlamak güne  Derin bir nefes Çam ağaçlarının kokusu. Güneş hâlâ ısıtmıyorken seni Tatlı soğuk ayazın  Kızıla boyar yanaklarımı. Sen Cennetten bir köşe misalisin. Yasaklı meyve ağaçları dolu  Dört bir yanın Üstünde yaşayanlar  Koparmışlar herbirini Kurumuş ağaçların Solmuş renklerin. Her bir karışın ezilmiş, sömürülmüş Uçuşur üstünde akbabalar. Neyse ki sen cennet gibisin Herkes seni arzular Eninde sonunda Sana çıkar herkesin yolu.

Gözler-2

Gözlerin sanki geceden kopmuş İçinde yıldızlar barındırıyor Sana olan sevdam ne kadar çokmuş Beni hayatımdan arındırıyor

Şehir I

Bir şehir İçinde grimsi Sarımtrak binalar Çoğu yerleri lekelerle bezenmiş. Sokakları ise boştur Bazenleri arabalar geçer Sessizce Rahatsızlık vermeden. Bazenleri bir tramvay gıcırtısı Veyahut bağıran bir simitçi Hatta şanslıysanız Çingene çocukların küfürleri Çalınıverir kulaklarınıza. Öyle ki bu şehir Gözlerinin feri sönmüş Şakakları hafiften ağarmış Görüp de geçirmiş Bir koca çınar gibidir. Sohbetten pek hazzetmez. Derdi tasası Bir ekmek parası. Mesaisi erkendir Güneş tepelerin ardından sırıtmadan Yola koyulmuştur çoktan Başıboş sokaklar İlk onunla selamlaşır sabahları Besmele çekip de Açar ekmek teknesini. Bereketli ya da bereketsiz Hızlı veya yavaş Usulca kaybolurken güneş Kepenkler de yavaşça kapanır Yola düşer koca çınar Sokaklara gecenin karanlığı değmeden. Yemekler yenip Bir de çaylar içilse Bir ağırlık çöker üzerine O ulu çınar Uyuyakalır kanepenin üzerinde. 2020